top of page
Ara

Müebbet

  • Yazarın fotoğrafı: Tuğçe
    Tuğçe
  • 7 Tem 2020
  • 1 dakikada okunur

Hayatta insanın mahkum edildiği ömürlük ceza, kendini kendi gözlerinden görmek zorunda olmasıdır diye düşünürüm sık sık...

Bu cezadan kurtulmak isterim, temyize gitmek...Bir yandan da çok iyi bilirim bu menem illetin hakkımda kesin kanıtlara dayalı olarak verilmiş bir müebbetten farksız olduğunu... Özgürlük yoktur aslında benim için... Kendi bedenimden, kendi gözlerimden, kendi beynimin yıllardır aynı tınlayan tonundan kaçıp, karşıya geçip onu şöyle bir süzemem... Ona akıl veremem ve yargılayamam başka bir gözle... Göz de benim, akıl da... Kendimin gardiyanı benim...

Oysa başka bir insanı üç ya da beş dakika içinde yargılayabilirim, onun hakkında karara varabilirim, bunları onun yararına sunabilirim... Ya da kendime saklayabilirim...Ne acı, onu da kendi hapishanesine bırakmak ya da bir yardım eli uzatmak bu sefer benim elimde... O da kendi müebbetinde...


Lacan'ın dediğine katılmadan edemem... Ben yalnız Öteki olduğu sürece varım. Öteki'nin yokluğunda ben, varlığımı sorgulamaya başlarım...


Şimdi uzaklaşıyorum gitgide Öteki'nden... Dilimi de unutuyorum, beden dilimi de... Öteki'nin gözünde kendimi görmedikçe ben, kaçtığım virüse dönüşüyorum... Yalnızca hayata tutunmaya çalışan bir virüse... Ne garip, virüsün Öteki'si de insan olsa gerek...


Tuğçe

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Bırakmak ya da bırakmak

Ben bir ağaç olsam, kiraz ağacı olurdum. Çocuklar koşturarak oynarken; beni görünce, bir an için birbirleriyle göz göze gelirler,...

 
 
 
Değişim ve kabul üzerine

Dünya değişiyor. Değişimi sevdiğini söyleyen birisi için bulunmaz bir nimet olarak nitelendirilebilir bu durum. Bu gruptan olduğunu...

 
 
 

Yorumlar


bottom of page