top of page
Ara

Mekân Ruhunu Yaratabilmek: Kaktüs Smoothies&More

  • Yazarın fotoğrafı: Tuğçe
    Tuğçe
  • 13 Nis 2018
  • 4 dakikada okunur

Kaktüs Smoothies&More'un sanırım bende her zaman özel bir yeri olacak çünkü kafamdakiler.com için ilk yazım olan “Seçim Paradoksu”nun temellerini burada atmıştım. Yazarların müdavimi olduğu mekanlar olurmuş. Örneğin; Hemingway romanlarından bir tanesini "La Closerie Des Lilas"da yazmış. Müdavimi olduğu başka cafe'lerde de çalışır, vakit geçirirmiş. Mekânlar hakkında çok sevdiğim görünmeyen etki de işte burada yatıyor. Motivasyon ve ilham.


İnsan; özellikle çalışırken motive olmak istediğinde, sessizlikle gürültü arasındaki o ince dengeyi sağlayan yeri arıyor. En azından bende böyle gelişiyor bu süreç. Ne sıkılacağım kadar sessiz, ne de kelimelerimi kaybetmeme sebep olacak kadar gürültülü olmalı çalıştığım mekân. Bu konuda bize sunulan seçeneklerse genelde şu şekilde oluyor; ya bizleri sosyal paylaşımın ve grup çalışmasının motive ettiği düşüncesiyle aslında gürültünün engellenemediği, estetikten yoksun, verimsiz alanlarda çalışmaya maruz bırakıyorlar, ya da statüyü gerekçelendirerek kapalı kapılar ardına kapatıyorlar. Kalabalık içinde sessizlik istiyorsanız da, kütüphane denen, kutsallığı kimileri için tartışılmaz olan ancak içinde çıt çıkaramadığınız, sessizliği içinizde gittikçe büyüyen bir kasvete sebep olan ortamda çalışmak zorundasınız. İşte bu çelişki yumağı içinde, arzulanan denge bir türlü sağlanamadığı için cafe’lerde çalışmak günden güne daha cazip hale geliyor. Tam burada “Neden evinde çalışmıyorsun?” sorusu akıllara gelebilir. Dışa dönük bir insan olarak, insanlardan motive olduğum gerçeğini dışa dönük arkadaşlar çok iyi bilirler. Diğerleri içinse ev kavramı; rahat ve motive edici bir yerse eğer, olabilecek en iyi tercihtir.



Kaktüs&Smoothies&More’da hafif bir müzik çalıyor, iddialı değil. Müzik dışında duyduğunuz şey ise “insan konuşmaları”, kuru gürültü değil. Yanında bir de bu mütevazi ortama uyum sağlayan abartılı değil, hafif ve sağlıklı yiyecek içecekler mevcut. Yazarken motive olmak için daha ne isteyebilirim? Neden ilk yazıma burada başladığıma şaşırmamak gerek, sanırım aradığım her şey çabasız ve abartısız şekilde bir araya toplanmış.


Mekânın çıkış noktası adından da anlaşılabileceği gibi Smoothie. Sahi, Ne zaman, nasıl girdi bu smoothie’ler hayatımıza? Keşfettiğim günden beri, tabir-i caizse benim gibi "uyuşuklar" için lezzetli ve pratik yiyecek anlayışıma nihai bir çözüm olarak gördüğüm ve tüketmeye başladığım smoothie, sağlıklı yiyecek kombinasyonunun içecek haline dönmüş hali. İçecek istemiyorsanız, en baştaki fotoğrafta gördüğünüz gibi kâse şeklinde de sunuluyor. Bu mütevazi ama zevkli ortama da uyabilecek en iyi seçim aslında. Ya da ortam mı onun çevresinde şekillenmiş demeliyim?


Mekânda yalnızca smoothie’ler sunulmuyor, sağlıklı konsepte uygun olarak farklı sandviç, salata, çay çeşitleri ve diğer seçenekler de mevcut.


Gidip görmenizi teşvik edecek kısım buraya kadar. Mekanla ilgili kendi deneyimlerinize sahip olmanızı tavsiye ediyorum. Benim gibi hikâye içerikli mevzulara kafayı takmış olanlarsa okumaya devam edebilirler.



Mekanın başındaki hanımefendi ile çok güzel bir sohbet gerçekleştirdik. Kendisi bir Y kuşağı temsilcisi ve üniversite mezunu. Okuldan sonra, çalışan insanlardan oluşan çevresinden edindiği devlet ve özel sektör izlenimi ona hiç de çekici gelmemiş. Ne tesadüf! Hepimizi farklı bir arayışa iten de bu durum değil midir zaten? Kimimiz deneyimleyerek, kimimizse daha akıllıca davranıp paylaşılan tecrübelerden yola çıkarak seçiyoruz başka bir alternatifi. Çevremiz her gün daha hızlı bu örneklerle doluyor. Bu konunun “Sisteme neler oluyor?” bakış açısından sorgulanması ve normalmiş gibi davranılmaması için, bir başka yazıda kesinlikle yer vermek istiyorum.


Mezun olduktan sonra edindiği yurtdışı tecrübesi, orada karşılaştığı sağlıklı yaşam üzerine kurulmuş mekanlar da bakış açısına ve yapmak istediklerine hayli katkıda bulunmuş. Sonra düşmüş hayalinin peşine.


Sermaye konusunda KOSGEB desteği almış. Genç ve kadın girişimciler için muhakkak kullanılması gereken bir fırsat. Mekân kirasının bütçeye uyması, mekân için doğru yerin ve kullanılabilecek maksimum alana sahip bir yerin seçilmiş olmasının, dikkat edilmesi gereken konular olduğunun özellikle altına çiziyor.


Mekan, Ayşenur Hanım’ın zevkini ve belli ki ruhunu yansıtan açık ve doğal renkler ve dikkatli baktığınızda anlamını kavrayacağınız objelerle donatılmış. Müzik listesini de Ayşenur Hanım kendisi hazırlıyor.


Mekânda sunulan içeriğin sürekli yenilenebilir olmasının, eklemeler yapılmasının talep edildiğini belirtiyor. Bu görüşü ve tavsiyesi özellikle dikkatimi çekti. Değişim; yeni fikirler ve deneyimler için yaşayan bizler için ekmek, su gibi vazgeçilmezdir. Yalnız burada kaçırılmaması gereken önemli bir nokta var. Denkleme değişimi katarken, orijinale sadık kalabilmek. Mekânın ruhunu ne olursa olsun korumak. Sürekli açıp kapanan mekânlarda dikkatimi çeken yegâne gerçek şu olmuştur: Taleplere ve ekonomik kaygılara göre, mekânın tasarımını ve sunduğu içeriği sürekli değiştirir ve yenilerler. Ne yaparlarsa yapsınlar, olmuyordur. Bunun iki sebebi olabileceğini düşünüyorum. Birincisi mekân için ne istediklerini bilmezler, yani ruh yoktur, yalnızca ekonomi vardır. İkincisiyse; yer ve mekân seçiminin, sahip olduğu düşünülen ruhla uyum göstermemesidir. Yani ruh ve beden uyumlu değildir. Bu açıdan bakıldığında Kaktüs'ün uyumu çok yerinde görünüyor.


"Bir mekândan yine ne derin çıkarımlar yaptın" diyen dostlarıma, Kaktüs& Smoothies& More’u deneyimlemeyi tavsiye ediyorum. Yeri Tunalı Bülten Sokak’ta. Bülten Sokak’ta hikayesi dinlenilmeye değer daha nice mekanlar var. Bu bölge bir gün Ankara'nın tüm yaratıcı çalışanlarının ortak buluşma noktası olsa keşke diye hayal ediyorum. İkinci tavsiyemse, bu yazılardan hareketle mekânlara bir de size hissettirdikleri, yani “mekan ruhu” penceresinden bakmanız. Üçüncü ve son tavsiyemse verilen emeği görmeniz. Zira; anlatmış olduğum mekan sahipleri, neredeyse bütün vakitlerini buraya harcıyorlar. Burası onların hayatı. Bu işe yüreklerini koyuyorlar, tam da olması gerektiği gibi.


Bu yazıyı bir mesaj kaygısıyla bitirme derdindeyim aslında. O da şudur ki; “Bir mekân açalım, başına da birini koyalım düşüncesiyle mekân olunmuyor. Bu iş de, her iş gibi aslında “işin” olmayı değil, “hayatın” olmayı bekliyor. Kendi ruhunu mekânın ruhuna kattığında insanlar er ya da geç bunun farkına varıyor. Böylece bir mekan kendi müdavimlerini yaratabiliyor.


Bu ruhu taşıyor ve başkalarının ilham aldığı yer olmak istiyorsanız bu işe girişmelisiniz. Ne dersiniz, siz de bir Kaktüs Smoothies&More yaratabilir misiniz?

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Bırakmak ya da bırakmak

Ben bir ağaç olsam, kiraz ağacı olurdum. Çocuklar koşturarak oynarken; beni görünce, bir an için birbirleriyle göz göze gelirler,...

 
 
 
Değişim ve kabul üzerine

Dünya değişiyor. Değişimi sevdiğini söyleyen birisi için bulunmaz bir nimet olarak nitelendirilebilir bu durum. Bu gruptan olduğunu...

 
 
 

2 Yorum


Beyza Yıldırım
Beyza Yıldırım
20 Nis 2018

Ankara'ya tekrar gittiğimde uğrayacağım kesinlikle. Okurken mekanın ferahlığını ve sakinligini hissettim sanki... işini zorla yapıp, beş karış suratla karşımıza gelen insanlara rağmen böyle güzel, ruhu olan yerler ve insanlar iyi ki varlar diyorum.

Beğen

Özlem Çetin
13 Nis 2018

O kadar güzel bir anlatım olmuş ki en kısa zamanda yapılacaklar listesine attım nekanı 👍🏻

Beğen
bottom of page