top of page
Ara

İnsan'a Mektup (İadeli Taahhütlü)

  • Yazarın fotoğrafı: Tuğçe
    Tuğçe
  • 8 Eki 2018
  • 3 dakikada okunur


Sevgili İnsan,


Nasılsın? Beni sorarsan insandan halliceyim. Bu mektubu sana, seni bu defa daha iyi anlayabilmek umuduyla yazıyorum. Umarım en kısa zamanda yanıt verirsin ve göndereceğin cevap öncekiler gibi iyi hazırlanmış bahanelere değil de çok iyi bildiğin gerçeklere yer verir. Zira ben bahane duymaktan yoruldum. Gerçekleri paylaşmak bilinenin aksine korkulacak bir şey değildir. Seni ne zayıf yapar, ne aciz, ne güçsüz, ne de mutsuz. Lütfen bu defa gerçeklerden bahset.


İnsan, seni anlamakta gerçekten güçlük çekiyorum. Bunu söylemek için çok sayıda geçerli sebebim var. Doğru zaman geliyor, hareket etmiyorsun. Uzansan tutacaksın, kolunu kıpırdatmıyorsun. Yürümek zamanı geliyor, hava da, zemin de pek uygun oluyor, oturacağım diye tutturuyorsun. Şu sorun halledilsin de devam edeceğim diyorsun, sorun çözülüyor, sen kendini çözemiyorsun.


Bitirmediğin işin, sonlandırmadığın konuşman, kapatamadığın tartışman, yüzleşemediğin eksikliğin, nokta koymadığın cümlen oracıkta, beyninin kıvrımlarında, kalbinin derinliklerinde, kabuslarla bölünen uykularında apaçık, korkusuzca ben buradayım diye bağırıyor da sen kulaklarını büyük bir iştahla kapatıyorsun. Duymadığın gibi konuşmuyorsun da. Senin olmayan sorunlara açarsın hep kulaklarını, konuşmana gerek olmayan konulara dökersin kelimelerini. Başka meşgaleler bulur, onlarla oyalanırsın devamlı. Çok meşgulsündür, çok akıllı! Oyalanmayı, ertelemeyi, akılcı bahaneleri ne de güzel ilaç yaparsın baş edemediklerine. Hasta da sensindir, ilacı yazan doktor da. Akıllısındır da; yazdığının ilaç değil, placebo olduğunu yıllardır fark edemedin.


Bahanelerinin de, sahte reçetelerinin de afişe olduğunu hala anlamadın mı? Pek uzun süredir takipteyim fakat yavaş yavaş umudumu kaybediyorum. Bu şekilde iyileşemediğini ve iyileşemeyeceğini söylüyorum. Daha açık konuşacağım.


Hep başka insanları bahane ediyorsun. Sevdiklerini, sevmediklerini. Onlar için çalışman lazım hep, onlar için çabalaman. Bütün vaktini onlar alıyor. Gözünü açar, debelenmeye başlar, yorgun, bitap düşene kadar çalışırsın. Yahu bir yavaşla diyenlere, “Ah onlar olmasa!” dersin. “Hepsi onlar için.” Bazen de onlara karşı çalışman gerekir. Bütün enerjini alıyorlar değil mi? “Şunu yapmasalardı! Şunu demeselerdi! Ben onlara göstereceğim!” Kaç kez yazmıştım oysa, bunları süpür, halıyı kaldır, altındakine bak diye. Fakat sen yine de “Sevdiklerim de, sevmediklerim de, iyi ki varlar ya!” diyorsun. İşin gücün başkası. Kaç kez yazmıştım oysa “İşin gücün sen olmalı” diye. Bana öyle geliyor ki; yüzleşemediklerine insanları siper ediyorsun.


Bazen de parayı bahane ediyorsun. Gözlemlerime göre en sevdiğin bahanen bu. “Biraz daha olsa” diyorsun hep. “Biraz daha olsun, sonra duracağım”. Durmayacağını ben öğrendim artık. Sen neden durup düşünmüyorsun? “İhtiyaçtır bu neticede, bu kadarı yetmez mi?” diye yazıyorum, “Daha değil!” diyorsun. “Ne zaman yetecek sana, son neresi?” diye soruyorum, hedeflenmiş bir miktarla, bazen de bir lüksün adıyla karşılık veriyorsun. Sohbetin hep onunla ilgili, hayranlığın hep ona tapanlara. Geçmişin o olmuş, geleceğinde sadece o var. Hatırlarsan “Paran kalbe, iyiliğe, bu dünyanın gelişimine, en çok da sana iyi gelmiyor” diye yazmıştım. Halen “Ama para ne güzel şey ya!” diyorsun. Bana öyle geliyor ki; paranın arkasına saklanıp gerçekleştiremediğin kendinden kaçıyorsun.


Bazen modern dünyanın sundukları oluyor yeni bahanen, bazen de karşı cins. “Onu da yapayım, bunun da tadına bakayım” derken vakit kalmıyor özümsemeye. “Sorun bende değil, seçenekler çok fazla” diyorsun. Ha bir de “Tanrım ben fazla iyiyim” var ve “O kadar iyiyim ki her şeyi denemeliyim". “Tüm çiçekleri koklamalı, bir kaçını koparmalıyım.” “Hangisi peki?” diye soruyorum, “Hepsi” diyorsun. Ağzında hep “Yetinemem biriyle ya da bir kaçıyla” var. “Bak diğer çiçeklere koşarken elindekini solduruyorsun” diye yazmıştım, umursamadın. “Dünyaya bir daha mı geleceğim ya, dünya güzel, ben daha güzelim!” dilinden düşmüyor. Bana öyle geliyor ki; senin için tamamlayamadığın tüm ihtimallere arkanı dönmek, birine sahip olup onun için çalışmaktan daha kolay.


İnsan, daha yazacağım çok şey var ama uzatmaya lüzum duymuyorum. Leb demeden leblebiyi anladığını biliyorum. Bu mektubu da derinlere gizlediğin gerçeklerinin yanına terk etme ne olursun. Çok zekisin. Zekisin ama çalışmıyorsun. Gerçekten uğraşman gereken, yoluna devam etmen için aşman gereken gözünün önünde. Onu yalnızca sen biliyorsun. Yalnız kaldığında hissediyorsun. Lütfen artık bakma safhasını geç, görmeye başla. Bunun yerine bahanelere sarılıp durma. Umarım bu defa leblebiyi şıp diye anlarsın. Anlamakla kalmaz, yemeye başlarsın. Böylece ben de potansiyelinden daha fazla şüphe etmem.


Not: Bu mektubu okumamak için Pazartesi bahanesine sığınacağını düşünüyordum. Okumayı pek sevmiyorsun. Buraya dek okuduysan yanılmışım demektir.


Seni çok seven dostun,


Tuğçe

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Bırakmak ya da bırakmak

Ben bir ağaç olsam, kiraz ağacı olurdum. Çocuklar koşturarak oynarken; beni görünce, bir an için birbirleriyle göz göze gelirler,...

 
 
 
Değişim ve kabul üzerine

Dünya değişiyor. Değişimi sevdiğini söyleyen birisi için bulunmaz bir nimet olarak nitelendirilebilir bu durum. Bu gruptan olduğunu...

 
 
 

2 Yorum


Ayşe Özkan
Ayşe Özkan
08 Eki 2018

Çok güzel... "Mutluluğu kendimiz dışında aradığımız için hep doyumsuzuz, huzursuzuz ve kendimizi tanıyamıyoruz." diyor Tanrı, şu an okuduğum kitapta... Ve bu anlattıklarınız da bunu destekliyor... Paylaşımınız için teşekkür ediyorum...

Beğen

s.ahmetozen
08 Eki 2018

Pazartesi sabahı iyi geldi

Beğen
bottom of page