Gidiş Yönü
- Tuğçe

- 22 Haz 2018
- 2 dakikada okunur
Tren saatte iki yüz elli kilometre hızla hareket ediyor.
Manzarayı takip edemiyorsun.
Bileti çok önceden ayırtmıştın.
Sanmıştın ki trenin gidiş yönüne doğru konumlanan koltuklardan satın alırsan miden bulanmaz.
Pencerenden dışarıyı izleyebilesin diye almıştın o bileti unuttun mu?
Telefonuna da bakmayacaktın hani,
Bilgisayarını da hiç açmayacaktın.
Hatta bir miktar da fazla para ödedin bunun için.
Dur bir bildirim geldi, telefonuna bak istersen!

Oysa oturduğun koltuktan pişman oldun şimdi.
Neden mi?
O adam sinir ediyor!
Tam karşında, gidiş yönüne ters koltukta oturan adam!
Yüzünde mütemadiyen bir tebessüm olan.
Mizacı mı böyle, yoksa yolculuktan mı diye merak ediyorsun.
Gerçi mizaç yola, yol mizaca karışmış gibi duruyor.
Adam yolun kendisi olmuş gibi sanki.
Tren hiç durmayacakmış, o hiç inmeyecekmişçesine oturuyor.
Trenin demirbaşımı mısın be adam!
Gözü penceresinden dışarıda, halinden de pek memnun.
Sanki hızlı trende değil de, faytonda yolculuk ediyor.
Onun bu hızda manzaraya diktiği kıymet bilir bakışları senin sinirine dokunuyor.
Yahu manzara denmez ki buna!
Acelesi olan bir ressam fırçayı hızla tuvale vurmuş gibi görünüyor.
Adam hem resim olmayan bir resme bakıyor, hem de onu ters yönden izliyor.
Nasıl keyif alınabilir ki bundan?
Üstelik “Gidiş yönüne ters oturuyorum” gibi bir telaş da okuyamadın yüzünden.
“Biri inse de başka koltuğa geçsem" türünden bir telaş.
Kıskandın mı? Kıskandın.
Biraz da miden bulanıyor, bunu beklemiyordun doğrusu.
Bu arada bir bildirim geldi, telefonuna bak istersen!

Senin kafan yer çekimiyle ekrana doğru düşmüşken tren yavaşlamaya başladı.
Sonraki durağa yaklaşıyor olmalısınız.
Odaklan bir dakika, dur, dinle!
Birisi daha inecek galiba.
Ortalığı ağır bir sessizlik kapladı yine.
Ne? Karşındaki adam mı iniyor?
Hatırladın değil mi, senin de durağın yaklaşıyor...
Hissediyor musun? Yolculuk bitecek birazdan.
Adam yol, yol da adam olmuş demiştin ya,
O hiç inmeyecek gibiydi hani.
Yol kimseye, o adama bile kalmıyor demek.
Bir süre üzüldü trendekiler elbet o indi diye.
Sana da üzülürler bir sonraki durağa dek,
Belki o kadar bile sürmez.
O iner inmez tren döndü ivedilikle baş döndürücü hızına,
Kafalar da aynı hızla ekranlara.
Senin kafaysa hala adamda.
Tüm yolculuğu ters koltukta nasıl geçirdin be adam?
Nasıl keyif aldın bundan?
Miden bulanmadı mı hiç, başın da mı dönmedi?
Tren boştu oysa, koltuğu değiştirmeyi neden istemedin?
Hani herkes gidiş yönüne doğru oturmak isterdi?
Bencil adam, mutlu adam!
Seni bu kadar soruyla bırakıp inmemeliydi.
Dur bir bildirim geldi, telefonuna bak istersen!
Ya da bakma,
Fırlat şu telefonu elinden!
Geç karşı tarafa, hele otur adamın boş bıraktığı koltuğa bir.
Sen de bakmaya çalış onun penceresinden.
Pencere tuval olsun.
Görmeye çalış, belki yeterince zaman verirsen kavrarsın fırça darbelerinin değerini.
Belki tebessüm yayılır senin yüzüne de tez zamanda.
Manzaraya doğru bak gözünü ayırmadan,
Göremesen de trendeki insanların yüzlerine en azından!
Durak yaklaşıyor çünkü ineceksin birazdan...
Tuğçe


Yorumlar